none

21/9/2006 - RUHUM DEMELİYİM SANA..

 

 

Merdivenler..

Beni kendisine çekiyorlar bir şekilde…

Onlarda ne buluyorum bilmiyorum.

Ama; nerede bir merdiven bulsam, terkedilmiş, kimsesizliğe bırakılmış..

Orada kendimi buluyorum, katıksız.!

Üşenmiyorum, kalkıyorum… Kalem bir de defter alıp oturuyorum oraya…

Dinliyorum…

Neyi dinlediğimi bilmesem de, duymak istediğim şeyleri duyuyorum..

Tamamen senle olduğumu fark ediyorum…

Yalnız olmadığımı, terkedilmiş olmadığımı…

Bunları en güzel, en iyi böyle bir yerde fark edebildiğimi anladım şimdi…

Seni seviyorum..!

Evet..!

Bu yüzden yalnız değilim ve yalnız değilsin..!

Yokluğunda varlığının da cidden yok olmadığını bildiğime göre, sen bende o kadar ilerlemişsin ki…

Sana “ruhum” demek istiyorum!!!

Evet… “Ruhumsun sen benim”… Beni ayakta tutan, dünyada bulunmamı sağlayan tüm vasıf ve uzuvlarımdan sonra, sen kalırsın geriye… Evet… Ruhum demek istiyorum sana…

Sana söylenebilecek en güzel hitap belki de…

Güzel sevgini ancak böylesi tükenmez, silinmez bir kelime ile taçlandırabilirim…

Ruhum olmaktan korkar mısın?

Korkmamalısın bence… ;Çünkü eğer sen bana bahşedersen bu güzel gerçeği… Ben korkmam…

;Çünkü ben seni seviyorum…

;Çünkü ben kendimi ve bendekini çok iyi biliyorum…

Ben hak ettiğime inanıyorum… Hak etmek istiyorum…

Ellerimi uzatabiliyorsam seninle her yere, her şeye korkmadan…

Anlarım ki; sen zaten sadece bir kalp… sadece bir sevgi olamazsın…

Daha ötesisin sevgilim.!

Bunu bildiğime göre… Allah tan başka hiç kimseden korkmam..

Hiçbir şeyden korkmam..

Ruhum…

Ruhum…

Ruhum…

 

 

Dilek ÖZDEMİR…

 

Yorum (12) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/9/2006 - ARADIĞIM ŞEY..

 

ARADIĞIM BİR ŞEY VAR...

Aradığım bir şey var benim!

Sadece bana ait olması gerektiğini bildiğim bir şey!!!

Yaşamım süresince kaçtığım yalanları artık o durduracak, ben dinleneceğim...

Ayakta durduğum sürece, yıkılmam için atılan yumruklara kalkan olacak...

Zaten bu kadar zaman beklememin , Yaşamak denilen bu iç yüzü silinmiş müsvette parçasına bu kadar zaman katlanmamın nedeni hep bu!

Hakkımdır!

Gelecek!

Biraz durup dinlenmek!

Hatta nefes almak , loş geçen günlerimi gecesinden gündüzünden ayırmak!!!

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/8/2006 - MYKEN URGARLIĞI

MYKEN UYGARLIĞI

 

Myken coğrafi olarak Yunanistan anakarasında( peleponnese) dedir.

Mykenliler 1400 den itibaren Knossos’u yıkıp Girit e yerleşiyorlar.. oraya egemen oluyorlar…

1500-1200 arası yaşamışlar.

Batı Anadolu

Kıbrıs

Suriye

Filistin de ticaret yolu ile etkileri görülür…

-         Minos adı verilen Myken vardı ama Minos 1400 de Myken in başlaması ile bitiyor..

 

-Myken şehirleri:

-Mykenai

-Pylos

-Tiryns

-Atina

-Orchomenos

-Gla

-Thebes

-Knossos

 

-Myken kaynağı homerostur.Homeros İlyada sında Akhaları anlatır.

Akhalarla myken aynıdır..

-Troia savaşını araştıran Schlieman da amatör arkeologtur. Schlieman rüyası Homeros un bahsettiği Troia yı araştırıyor..

Troia izni bitince destanda bahsedilen diğer yerleri araştırıyor. O priamos un hazinesini araştırıyordu. Bunun için Yunanistana gidiyor 1880 lerin sonunda ilki Mykenai sonra Tiryns tir..

Yunan anakarasını ilk kazan Schliemann dır. Troia da yaptığı keşif ile Mykenai ve Tiryns önemlidir..

Schliemann ın amacı : Troia savaşını açıklamak bunun için kazı yapmaktı. Mykenainin özellikleri vardı. Homerosun ilyadasında bahsettikleri vardı. Orada kültürleri ayırt eden yazı dili vardı…

 

Dili: bunların dili Linear-B idi. Yani çizgisel, doğrusal yazı..gelişmiş ifadeler, çözülmüş olması…

Yunanca nın Geç Tunç Çağında atası olduğu anlaşılıyor

Hint Avrupa dil grubuna girer.

Hint Avrupa dili ise; Hindistan dan Avrupa nın uç noktalarına kadar konuşulan dildir.

Almanca, İngilizce, Ermenice, Hollandaca, % 99 u u Hint Avrupa dili ailesine girer. Bunun en erken örneği Hititçedir diğer erken dili yazısı da Linear-B dir işte…

 

 

Linear-B Linear-A ya benzer..çamurdan şekillenir… ama pişirilmez.. pişirilmediğinden günümüze çok fazla Linear- B kalmamıştır..

Ele geçirilenler de yangın sonrası pişen Linear-B lerdir.

İDEOGRAM: bir sembolün bir kelimeye karşılık gelmesidir..

İnsan, at, kılıç, araba, ok, domuz ideogramı var..

 

 bunlar rakamları anlatır…1-10-100-1000 şeklinde gider resimdeki ifadede..

 

 

Linear-B de hece sistemi var. Her işaretin bir hecesi var.

 

 

Yukarıdaki resimde açıkladığımız gibi her işaret bir heceye denk geliyor.

Bu yazılar şehirlerde bulunuyor.. daha çok yönetici kesimin olduğu yerlerde çünkü; bunlar dökümü, kontrolü yapıyorlar.

Mykenai, Tiryns  -üç farklı  özellikten meydana gelmiştir.

Buluntular en çok Knossos ta ele geçiyor.

Nedeni 1400 yıllarında Mykenliler giriti işgal ediyor. Bu arada Minosta son buluyor. Kendinden daha düşük kültüre sahip olan Myken yıkılıyor. Daha sonra eski görkemini yitiriyor.

1400-1200 görkemli mimari yapıya sahipken

1500-1600 de o kadar görkemli eserler verilmiyor.

 

NASIL BİR ŞEHİR ?

Arazi yapısı kayalık…

Şehir bunun üzerine doğallıkla kurulmuştur.. bu şehirde sur vardır. Ve minos şehrinden ayıran en önemli özelliktir.Bu şehirdeki sur, devasa yapıdadır.Minostan ayıran 2, fark ise; merkez kısmındaki mimari yapıdır.

Mykende; megaron tipi yapı varken Minosta bu yok.

 

Megaron:  Dikdörtgen şeklinde 4 sütun taşıyan tek bir giriş kapısı var ve odalar içinden diğer odaya geçiliyor.

Son odada ocak var. Ocağın olduğu yerin üst kısmı açık. Ocağın kenarında 4 tane sütun var; çatıyı taşıması için…

Megaron un işlevi ;

Sosyal, dinsel liderlerin bir araya geldiği yerdir.

Megarondan ilk bahseden Homeros tur.

Homeros ilyada destanında megarondan bahseder.

Megaron Myken şehirlerinin hepsinde vardır. A planı ana giriş batıda yer almaktadır.

Giriş kapıları anıtsaldır. Koruma, savunma amaçlıdır. Dikdörtgen, büyük duvarlar şehrin kolay savunulması amacını gütmektedir.

En batıda çukur daire mezar alanı var. Buraya en soylu kişiler gömülmüştür.Buna daire mezar-A denir.

En erken yerleşim bu mezarın olduğu yerlerdir.

Daha sonra diğer yerlere yerleşmişlerdir. Arazinin topografyasına uymuş doğal bir tepe..

 

POST-LİNTEL: dikine iki taş ve üzerine yatay olarak bir taş koymakla elde edilen devasa bir kapı türü.

 

ATREUS MEZARI:

(MYKENAİ YERLEŞMESİNİN DIŞINDA)

-         Bu yerin en önemli yapısı Atreus un mezarıdır.

bu mezara THOLOS adı verilir.

İlk başta giriş kapısı var, bu kapıya DROMOS adı verilir. Oda nın içinde mezar bulunur ve yana bir oda daha açılabilir. Bu tür yapı Yunanistan da çok yaygın. Bu tür ölü gömme geleneği Mykenlilere özgüdür.

 

YAPILIŞI: örgü sistemi ile yapılmıştır. Taşlar yatay şekilde birer sıra kaydırarak yapılır. Bu şekilde yapılınca üstü kubbeleşiyor ve üstüne toprak örtülüyor. Giriş kapısında taşlar yatay ve dikey konmuştur.Üzerinde üçgen şeklinde boşluk bırakmışlardır..

Bunun sebebi ise ağırlığı hafifletmektir.

Bu bazen değişik heykeltıraş eserleri ile yapılır. Düz bir arazi üzerine yada kısmen kayayı oyarak yapılır.

 

 

  

-Devasa bir yapıdır görüldüğü gibi. Örgü taşı kullanılarak yapmak zordur. Yapımı da masraflıdır bu yüzden; önemli kişiler için yapılır bu tür mezar.

Bunu Mykenailerin kralının babası Atreusa ait olduğu bilinir.

-Burayı Schliemann keşfediyor. Toprakla dolu idi burası sonra temizleniyor. Her taşın kalınlığı 1 mt.

-Üzerinde işçilik olan, geometrik, renkli süsler vardır. İki sütun yarım, duvara yapıştırılmıştır.

Üstünde ahşap varmış gibi boyanmıştır.

Yani ahşap görüntüsü verilmiştir.

 

 

 

 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/8/2006 - köLe sevdaLarıma ben aşktan yana güLmedi yüzüm...

KÖLE SEVDA

 

Ben bunu seviyor olmalıyım…

Ben acı çekmeyi seviyorum…

Kendimi üzmeyi, acılarımla baş başa ağlamayı…

Yüreğimi bir köşeye sıkıştırıp ezmeyi..

Ben bunları seviyorum…

Ben kendimi hiç sevmiyorum aslında…

Sürekli kendimden fazla başkalarına değer vererek gösteriyorum bunu…

Hayatımda en büyük ihanetimi kendime yapıyorum..

Zaman dönüp dolaşıyor… tahta ben kuruluyorum aslında bir dönem…

Sonra elimden kaçırıyorum dizginleri… elimden kaçırıyorlar asiliğimi..

Geriye uysallık kalıyor…

Ben artık hiç olmadığım kadar uysal ve köle oluyorum…

Hiç olmadığım kadar kendime düşman…

Göz yaşlarımı kağıdın üzerinde gördükçe büyük bir zevk duyuyormuşum gibi yazmaya devam ediyorum her seferinde..

Oysa ki yüreğim çok acıyor…

Devam edecek güce sahip olmadığımı bile bile hırpalıyorum kendimi…

Ben bunu seviyor olmalıyım…

Ben kendime zarar vermeyi seviyorum…

Kendimi üzmeyi, gözlerimi tahriş etmeyi…

Kalbime yumruğumu vurup acıyı acı ile dindirmeyi…

Ben bunları seviyorum..

Ben kendimi hiç sevmiyorum aslında…

Sürekli seni kendimden yukarıda görerek gösteriyorum bunu…

Hayatımda en büyük laneti kendime okuyorum…

En büyük yanlışı kendim kendime yapıyorum…

Ayıp değil sevmek…

Aslında acı da değil.. karşılıklı ise zor değil..

Ama nerede seni kendimden çok sevmeye başladım işte orada ben kaybettim bütün değerlerimi…

Ve ben artık kimim bilmiyorum..

Ya da neyim ne gayedeyim..

Ne için yaşıyorum ?

Hiç birisine cevap veremiyorum bu soruların…

Cevap vermek de istemiyorum şimdilik ; çünkü şu an vereceğim cevap daha bir çok yanlış yapmama yol açabilir…

Sana köle oldum…

Kendimden çıktım kendimi bıraktım..

Sen oldum… senin için yaşamaya… senin isteklerini yerine getirmeye baktım..

Ne dediysen boyun eğerek asiliğimi geride bıraktım..

Ve artık önünde diz çökülen değil ; kalabalıktan arınmış, bir kişiye köle insan oldum , dizlerinin önünde…

Hep senin aramanı bekledim …

Olmadı hep ben aradım…

Arayacağım dediğinde sevindim ama buna karşılık aramayınca, kursağımda kalan sevincimi yutkunamadım ve ağladım..

Defalarca .. gecelerce…

Ve bir süre sonra da gözlerimdeki kızarıklıkları, ve şişlikleri seyrettim hep..

Hayır…

Hayır bu ben değilim..

Bu aynada gördüğüm, çökmüş, bakımsız kalmış suret benim olamaz..

Ben böyle değilim…

Ama ;

Ben bunu seviyor olmalıyım…

Ben kendimi kötülemeyi seviyorum…

Güzelliğimi sömürmeyi, ellerimi incitmeyi, yüreğimi kamçılamayı…

Ben bunları seviyorum…

Ben kendimi hiç sevmiyorum aslında…

Çünkü; ben seni seviyorum…

Ama ben seni yanlış sevmeye başladım son zamanlarda…

Severken fazla kattım kendimi sana, yada seni bana…

Ve kaldım ben bende bir başıma…

Yada sadece senden oluşmuş bir bedenle kendimi aramaya çıktım…

Ben bunu seviyor olmalıyım..

Kendimden çıkıp bir başkası olmayı…

Canımı yakmayı seviyorum..

Ben kendimi hiç sevmiyorum aslında..!!!

Köle sevdalarımla kendimden uzaklaşıyorum aslında…

 

Dilek....

 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/7/2006 - dönüüşşşşşşşşşş iştee dilekcan jnr

 

 

yarın ya da bu gece dönüş var yanınızdayım.

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

sis dilek ÖLDÜ....

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

zeze
wssn
okay YILDIZ
katre
Bengisu Akbulut
adawap
joezombi
Zuper Men
cim
tuluat
goncaass
ilker pamukçu
yellowdaisy
ahha
milkboy
sandman
tatuh91
darkangel
caglar
zumruduanka
exca164
turkiyem
batumania
abhorrence
ellerinnerde
miac
raciegi
karacocuk
seer
Özkan Özdemir
iceeyes
dungeon dungeon
parsley
kleopatra81
syphonosis
safi
ar
burakcam
1984
battygirl
tatlisozluk
kaybolusculuk
katre2
sineralyali
loveanddesire
acelyaxxx